ECZACILIKTA İNOVASYONUN NERESİNDEYİZ?

Ülkemizde yürütülen eczacılık hizmetleriyle gelişmiş ülkelerdeki eczacılık hizmetleri arasındaki farkları irdelediğimizde, diğer ülkelere göre en iyi noktamızın, küresel sermayenin altında ezilmemiş olan serbest eczacılık sistemimiz olduğunu ve bunun da yegane nedeninin eczacı meslek örgütümüz, Türk Eczacıları Birliği'nin olduğunu görüyoruz.

Ancak, dünyada eczacılık alanında yaşanan diğer gelişmelere, ülkemizin ayak uyduramadığını da söylememiz gerekiyor.

Örneğin; Amerika Birleşik Devletleri'nde eczacılar psikiyatri eczacılığı uzmanlığı alıp ruh sağlığı bozuk hastalara ilk yardım ve doktora yönlendirme yapabiliyorken, Fransa'da, Kuzey İrlanda'da eczanelerde grip aşısı uygulaması sağlık sistemi üzerindeki baskıyı azaltırken, birçok ülkede hastalıkların önlenmesinde koruyucu hekimlikten önce koruyucu eczacılık uygulamalarının yapılması planlanırken, bizler, eczacılar olarak, kendimizi, "Kamu kurum iskontosu uygulanmayan ilaçlardan fiyat farkı alınır mı?", "Eczanede tansiyon ölçülebilir mi?" benzeri tartışmalar içerisinde buluyoruz.

Ayrıca, yaşadığımız ekonomik sıkıntılar ve bürokratik angaryalar nedeniyle biz eczacılar bir tükenmişlik sendromu içerisine giriyoruz. Ve bu nedenle de maalesef ki enerjimizi inovasyona veremiyoruz.

Elimizdeki telefon artık bir İsviçre bıçağı gibi alzheimerı, ya da şüpheli cilt benlerini bile tespit edip, kan değerlerimizi ve oksijen seviyemizi görebilmekteyken,

Dünyada dijitalizm, büyük bir sel gibi önüne çıkan her şeyi katarak ilerlerken,

Sağlık sigorta sistemlerini baştan aşağı değiştirecek olan Teletıp uygulamaları gümbür gümbür gelirken.

Ve de en önemlisi, Z kuşağı ve Alfa kuşağının bir bardak suyu bile evine sipariş ettiği bir dönemde,

Eczanelerimizin dört duvarı arasına sıkışmış olan biz eczacılar, tüm bu gelişmeleri konuşmaktan, tartışmaktan imtina ediyor ve strateji olarak beklemeyi seçiyoruz.

Ama emin olun bizler bu konuları konuşmaktan kaçtıkça, birileri, küresel şirketler, bizlerin yerine ülkemizdeki eczacılığın geleceğine dair strateji ve planlarını yapacaklardır.

Çünkü, dünyada İnsan gerektirmeyen yöntemlerle ilaçların teslimi konuşulmakta. Eczacıyı ilaç tedarik zinciri içerisinden çıkarmak istiyorlar.

Artık bir mause büyüklüğünde taşınabilir ultrason cihazlarının, kişiselleştirilmiş ilaçlar üreten farmasötik 3D cihazların bulunduğu bir dünyada, gündelik sıkıntılar nedeniyle, resmin içerisindeki ufak fırça darbeleriyle çok uğraşmak zorunda kalsak da, resmin bütününü de gözden kaçırmamalı ve geleceğimizi farmasötik hasta bakımı ve çağdaş eczacılık hizmetlerini de içerecek şekilde yeniden ele almalıyız.

Sağlık danışmanlığının her dakika uygulanması gerektiği koskoca bir sağlık merkezi olan eczanelerimizin, etik ilkelerimizden de taviz vermeden, ölçülebilir bir standartta, daha profesyonel ve kurumsal bir şekilde hizmet vermesini sağlayacak yöntemleri tartışmalıyız.

Eğer ki geleceğimizi planlamaz ve eczacılık mesleğini vazgeçilmez hale getiremezsek, değişen dünya ile nasıl baş edip nasıl ayakta kalacağız?

Elbette yine de, mesleğimizin içerisindeki sıkıntıları aşabilecek gücümüz var.

Yeter ki Serbest eczacısıyla, kamu eczacısıyla, akademisyeniyle, sanayi eczacısıyla, öğrencisiyle ve de çalışanlarıyla, herkesi kucaklayacak ve aidiyet duygusunu artıracak çalışmalarda bulunalım.

İnovasyondan kaçınmayıp, etik ilkelerimiz çerçevesinde eczacılığın geleceğine birlikte yön verelim.

Daha iyi bir eczacılık mesleği hayali ile geleceğe umutla bakalım.

Ve Mesleğimizi hak ettiği yere ve değere hep birlikte çıkaralım.

Ecz.Alper Pehlivanlı

TEB 33.Bölge Afyonkarahisar Eczacı Odası Başkanı